İngiltere’de Hikayenin Kalbine Yolculuk

Storytelling Academy olarak #İskoçya, Birleşik Krallık’ta #UK düzenlenen #HeartoftheStory eğitim programında Türkiye’yi temsil ettik.
12 farklı ülkeden 25 profesyonel eğitmenin katıldığı programda dünya çapında kullanılan yeni yöntem ve hikayeleri masaya yatırdık!
Aldığımız bu harika eğitimin yanı sıra; “#StorytellingGames” adlı bir oturum yaparak, Türkiye’de kullandığımız yöntemleri uluslararası bir alanda uygulama fırsatı bulmak müthiş bir deneyimdi.
Eğitmen ve koordinatörlerimize, ev sahipliği için de #NewboldHouse‘a çok teşekkürler!
Keyifle geçen bir haftanın sonunda elimizde bolca malzeme, yeni bilgi ve uluslararası işbirlikleriyle ülkemize geri dönüyoruz.
Gökten düşen yeni eğitim ve hikayeler için takipte kalın! 
…………
As Storytelling Academy we attended #Storytelling #Training Programme “#HeartoftheStory” in Scotland, UK.
With nearly 25 trainers from 12 different countries participating in the program, we have learned new methods and stories used around the world!
In addition to this wonderful training, We made a session called “#StorytellingGames” and found an opportunity to implement an international field of methods that we used in Turkey.
At the end of a pleasant week, we return to our country with plenty of materials, new knowledges and international cooperations.
Stay tuned for new trainings and stories fall from the sky! 

August, 2017

UK

Gündüz Düşlerinden Hikâyeleşme İksirine

Bir bahar ayıydı, boğazın kıyısında bir bankta oturmuş. Orhan Veli’nin dizeleri kulaklarımda, İstanbul’u dinliyordum. Maviliğin kokusu burnumdaydı, rüzgar tenimde yavaşça geziniyordu. Denizin tuzu dudaklarımı yakıyordu. Göz kapaklarım huzurun hizmetine düştü düşecek gibi. Dalgaların sesi, rüzgarın sesine karıştı. Bir uğultu koptu ve yavaş yavaş beni bir girdaba sürükler içine aldı. Sonrası mutlak bir sessizlik. Yumuşak bir yastığa düşer gibi bir düşe düştüm. Gündüz düşleri…”Amak-ı Hayal” alemindeki gibi bir rüya aleminin kapıları aralandı. 

Buğulu bir cam ardından görünen tahta bir tezgah. Tezgah üzerinde mavi, pembe, yeşil,sarı, mor renkte şişeler. Şişelerin ardında beyaz saçlı uzun bir bir adam..Yaklaştım yavaşça tezgahın olduğu yere.

“Bunlar nedir?” diye sordum. 

Kafasını kaldırmadan dedi ki: “İksirdir”

Dedim:“İksir nedir?”

Dedi ki; “Sihirli bir karışım”

Dedim: “Sihir” nedir?”

Dedi: “Bir duygunun insan üzerinde yarattığı tesirdir.

Dedim: “Tesir nedir?”

Dedi ki: “Histir.”

Dedim: “His nedir?”

Dedi: “His, demlenmektir;

Dedim: “Dem nedir?”

Dedi: “Dem, ana davettir.”

Dedim: “An nedir?”

Dedi: “Hayal perdesini aralamaktır, farklı dünyalar arasında yolculuğa çıkmaktır.”

Dedim: “Peki ya Hayal nedir?”

“Zihinde kelime ve imgelerle resim çizmektir, dedi.  

Dedim: “Peki ya resim çizmek?”

“Hikaye anlatmaktır” dedi.

“Hikaye anlatmak nedir?” diye sordum.

Başını kaldırdı, gözlerimin içine baktı, mavi, buğulu..

O kadar mavi ve dipsizdi ki derinliğinde yüzülebilirdi.

Dedi ki: “Bunların hepsidir!”

Bir uğultu koptu, beni mavi girdabın içinden çeker gibi aldı. Dalgaların sesi, rüzgarın sesine karıştı. Göz kapaklarım aralandı. Maviliğin kokusu burnumda, rüzgar tenimde, denizin tuzu dudaklarımda. Boğazın kıyısında bir banktaydım,  Orhan Veli’nin dizeleri kulaklarımda: “İstanbul’u dinliyordum” Bir bahar ayıydı.  

İşte Hikâyeleştirme İksiri böyle doğdu.

Mart 2017

Eda

16805097_10155038402344660_307678597_o

Daydreamer

Once upon a time there was a lady in the middle of 20’s, living in a very beautiful city called Padova. She was passionate about writing poems and stories on every beautiful thing she saw.

One day while she was daydreaming near the river, listening the birds, and looking water passing through, a man who has red hat on head closed to her and began to speak:

“Hi Dear young lady, sorry for disturbing. I am Dante.”

“Ooh” she said: “I know you, I did not know that you are living in here.

Dante smiled gently with his eyes and looked the paper the girl holding in the hand. “May I please look at it?” The girl was excited and could just only say:”hıhı”. He took the paper and read one of the poem she wrote and then took the paper down smiling softly and said:

“My young lady, I see that you are very talented and obvious that you have a power on the words. But…” he said with hesitating: “I have something to tell you. Listen very carefully.”

Continue reading

İnsanlarda Nasıl Bir Hikaye Bırakıyorsunuz?

Yıllar önce tartışma yaşadığınız biriyle yıllar sonra tekrar karşılaştınız diyelim, ne hissederdiniz?

Genellikle böyle bir durumda olayı hatırlamasanız bile o kişiye dair olumsuz bir hisse kapılırsınız. İşte bunun nedenini Empati kitabının başında Adam Fawer şöyle açıklar:

“İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur, ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmaz”

Aynı şey uzun süre görüşemediğiniz ama çok sevdiğiniz bir arkadaşınızla yıllar sonra tekrar karşılaştığınızda da geçerlidir. Aradan yıllar geçmiştir, ama siz hala tıpkı eski günlerdeki gibi aranızda sıcak bir bağ hissedersiniz.

Hikaye anlatıcılığı özünde hissetme ve hissettirme sanatıdır. Nörobilimci Antonio Damasio’nun dediği gibi

“Biz hisseden düşünme makineleri değiliz, düşünen hissetme makineleriyiz.”

 

Continue reading

Hikaye Anlatıcılığı ve Hikayeleştirme Atölyeleri

 

Günümüzde önemi her alanda giderek artan “Hikaye Anlatıcılığı” insanlığın kullandığı en eski iletişim araçlarından biridir.

Hikayeler sadece bir iletişim aracı olarak değil aynı zamanda bir ikna ve eğitim aracı olarak da kullanılmaktadır. Holywood’un en ünlü senaristlerinden biri olan Robert McKee, “Beynimizin dili, öykü dilidir” der.

İnsanların ilgisini çekebilmek ve daha fazla kişiye ulaşabilmek için; iletişim, eğitim, reklam, pazarlama, sağlık, eğlence gibi bir çok alanda hikaye anlatıcılığından yararlanılmaktadır.

Hikayeler, kendimizi, başkalarını ve dünyayı anlama şeklimizdir. Amacınız her ne olursa olsun, (ister iletişim kurmak, ister kaynak yaratmak, ister yatırımcı bulmak, müşteri çekmek ya da ikna edici bir iş planı hazırlamak) insanları harekete geçiren inandırıcı bir hikaye anlatabilmeniz gerekmektedir.

Storytelling Academy olarak son 3 ayda gerçekleştirdiğimiz  farklı sektörlerdeki“Hikayeleştirme” konulu eğitimlerden birkaçı:

Continue reading

Keşifçi Kuyular

 

Bu Nisan ayının başında bir sosyal girişimcilik projesinin çalışma ziyareti için İtalya’daydık. Girişimcilikle ilgili merkezleri ziyaretten fırsat buldukça  kendimizi kentin tarihine şahit olmak için Cenova’nın sokaklarına attık.

Cenova, Denizci Kaşif #KristofColombus‘ un doğduğu yer olarak biliniyor. Biz de bu keşifçi adamın babasıyla birlikte yaşadığı müzeye çevrilen evini ziyaret ettik. Evin hemen yakınında sokağın başında sütunlarla çevrili asırlık kuyu dikkatimi çekti.

Bu kuyunun bir hikayesi var mı bilmiyorum, bulamadım. Ama çevresinde dolaşıp tarihi taşlarına dokunurken kendimi bir hikayenin içinde buldum.

Continue reading

Bana Hikaye Anlat-ma!

Mehmet, 30 yaşlarında bir satış elemanıydı.

Bir sabah başarısız olduğu büyük satış görüşmesinin ardından yolda bir seyyar satıcıya rastladı. Ahşap saat satan Osman amca ayaküstü ona bir şeyler anlattı, ilgisini çekmeyi başarmıştı. Mehmet o gün, elinde hiç ihtiyacı olmadığı bir ahşap saatle evine dönüyordu.

Peki ne olmuştu da Mehmet, hiç kullanmayacağını bildiği halde bu eşyayı satın almıştı?

Cevabı: İnsanoğlunun tarihi kadar eski olan bir güçte saklı! 

 

Continue reading

Çikolatadan Tik – Tak Masallar

Merhaba.

Ben Eda.

Biraz sosyolog, biraz filozof, biraz eğitmen, biraz koç, biraz sosyal girişimci, biraz fütürist, biraz yazar çizer, biraz anlatıcı, biraz oyuncu, biraz nokta birleştirenim.

Insanların hayatlarına farklı kanallar üzerinden dokunmayı sevenim.

En çok da hayat boyu öğrenenim.

Yolculukta heybemi yenilikle, sevgiyle, enerjiyle doldurup paylaşıverenim.
Yine yeni bir yolculuk vakti.

Sonbaharın ortasında,

Çikolatadan tik-takların olduğu bir ülkeye

İsviçre’ye.
Continue reading

Bir İsviçre Masalı II.Bölüm

İlk bölümünü yazdığım İsviçre Güncelerinin II.Bölümüyle devam.

Hayır, Bu Bizim Masalımız!

isviçre hikaye anlatıcılığı eda bayraktar
İlerleyen günlerde masallarımızı sahnelemek için çalışmalara hız verdik.

İstanbul grubuna Potsdam ve Bern’den partnerlerimiz eşlik etti. Masallarımızı iki/üç dilli sergileyecektik. İlk etapta anlattığımız masallara daha sonra birilerinin dahil olması bizi biraz endişelendirmişti. Bir çok şey değişime uğramak zorunda kalmıştı. Nasıl olacak? Ama biz daha yeni tanışıyoruz. Nasıl birlikte anlatacağız masalları? derkeeen…Birlikte masalı paylaşmanın büyüsüne şahit olduk. Masal, partnerlerimizle birlikte ellerimizde yeniden şekillenen bir hamur gibiydi.
Partnerlerimden biri Kenja’yla masalı birlikte nasıl anlatacağımızı konuşurken aramızda şöyle bir diyalog geçti:

“Bu senin masalın Eda, sen karar ver, ben uyarım sana.” 

“Hayır, bu bizim masalımız Kenya, Birlikte karar vereceğiz.”
Continue reading