İnsanlarda Nasıl Bir Hikaye Bırakıyorsunuz?

Yıllar önce tartışma yaşadığınız biriyle yıllar sonra tekrar karşılaştınız diyelim, ne hissederdiniz?

Genellikle böyle bir durumda olayı hatırlamasanız bile o kişiye dair olumsuz bir hisse kapılırsınız. İşte bunun nedenini Empati kitabının başında Adam Fawer şöyle açıklar:

“İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur, ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmaz”

Aynı şey uzun süre görüşemediğiniz ama çok sevdiğiniz bir arkadaşınızla yıllar sonra tekrar karşılaştığınızda da geçerlidir. Aradan yıllar geçmiştir, ama siz hala tıpkı eski günlerdeki gibi aranızda sıcak bir bağ hissedersiniz.

Hikaye anlatıcılığı özünde hissetme ve hissettirme sanatıdır. Nörobilimci Antonio Damasio’nun dediği gibi

“Biz hisseden düşünme makineleri değiliz, düşünen hissetme makineleriyiz.”

 

Continue reading

Bana Hikaye Anlat-ma!

Mehmet, 30 yaşlarında bir satış elemanıydı.

Bir sabah başarısız olduğu büyük satış görüşmesinin ardından yolda bir seyyar satıcıya rastladı. Ahşap saat satan Osman amca ayaküstü ona bir şeyler anlattı, ilgisini çekmeyi başarmıştı. Mehmet o gün, elinde hiç ihtiyacı olmadığı bir ahşap saatle evine dönüyordu.

Peki ne olmuştu da Mehmet, hiç kullanmayacağını bildiği halde bu eşyayı satın almıştı?

Cevabı: İnsanoğlunun tarihi kadar eski olan bir güçte saklı! 

 

Continue reading

Çikolatadan Tik – Tak Masallar

Merhaba.

Ben Eda.

Biraz sosyolog, biraz filozof, biraz eğitmen, biraz koç, biraz sosyal girişimci, biraz fütürist, biraz yazar çizer, biraz anlatıcı, biraz oyuncu, biraz nokta birleştirenim.

Insanların hayatlarına farklı kanallar üzerinden dokunmayı sevenim.

En çok da hayat boyu öğrenenim.

Yolculukta heybemi yenilikle, sevgiyle, enerjiyle doldurup paylaşıverenim.
Yine yeni bir yolculuk vakti.

Sonbaharın ortasında,

Çikolatadan tik-takların olduğu bir ülkeye

İsviçre’ye.
Continue reading

Bir İsviçre Masalı II.Bölüm

İlk bölümünü yazdığım İsviçre Güncelerinin II.Bölümüyle devam.

Hayır, Bu Bizim Masalımız!

isviçre hikaye anlatıcılığı eda bayraktar
İlerleyen günlerde masallarımızı sahnelemek için çalışmalara hız verdik.

İstanbul grubuna Potsdam ve Bern’den partnerlerimiz eşlik etti. Masallarımızı iki/üç dilli sergileyecektik. İlk etapta anlattığımız masallara daha sonra birilerinin dahil olması bizi biraz endişelendirmişti. Bir çok şey değişime uğramak zorunda kalmıştı. Nasıl olacak? Ama biz daha yeni tanışıyoruz. Nasıl birlikte anlatacağız masalları? derkeeen…Birlikte masalı paylaşmanın büyüsüne şahit olduk. Masal, partnerlerimizle birlikte ellerimizde yeniden şekillenen bir hamur gibiydi.
Partnerlerimden biri Kenja’yla masalı birlikte nasıl anlatacağımızı konuşurken aramızda şöyle bir diyalog geçti:

“Bu senin masalın Eda, sen karar ver, ben uyarım sana.” 

“Hayır, bu bizim masalımız Kenya, Birlikte karar vereceğiz.”
Continue reading

Bir İsviçre Masalı – I. Bölüm

“Eda yine nereye gidiyorsun?”

“İsviçre’ye, hikâye anlatıcılığı projesine.”

“Ne yapacaksınız projede?”

“Bern, Potsdam, Berlin ve Istanbul’dan gelen gençlerle bir arada çalışıp hikayelerimizi sahneleyeceğiz.”

“İngilizce mi anlatacaksınız?”

“Yok, herkes kendi dilinde.”

“E nasıl anlayacaksınız birbirinizi?”

“Bilmiyorum ki.”

Gerçekten bilmiyordum.

Merak ediyordum.

Bilmediğin bir dilde sinema izlemek gibi bir şey miydi bu?

İşte bu heyecan ve merakla başladı 10 günlük Bern yolculuğu.

3 farklı ülke :İsviçre, Almanya, Türkiye

4 farklı şehir : Bern, Potsdam, Berlin, İstanbul

8 farklı dil :Almanca, İsviçre Almancası, Türkçe, İngilizce, Fransızca, Arapça, Boşnakça, İspanyolca

25 genç

1 projede birleştik:

Kulak Ver Bana 

Continue reading