Barcelona Hikayeleri I: Bir Şehri Masala Çeviren Adam

                     Bugün bir deliyi mi yoksa bir dahiyi mi mezun ediyoruz, bilmiyorum. Bunu zaman gösterecek”

Elias Rogent, 1878,

School of Architecture of Barcelona rektörü

Mezun olduğu  üniversitenin rektörü ona diplomasını verirken bunları söyleyecekti.
Yaşadığı yüzyılda geri kafalı olduğu düşünüldü
Yarattığı eserler için modern ucubeler denildi.
Ölümünden sonra Tanrı’nın Mimarı olarak adlandırıldı.   
Günümüzde imza attığı eserleri yılda 3 milyondan fazla ziyaretçi aldı.
Eserlerinden sekiz tanesi UNESCO Dünya Mirası Listesine girdi.
Barcelona’yı masala boyayan, sıradışı bir adamın hikayesidir bu: Antoni Gaudi’nin.

                    Barcelona seyahati nasıl geçti diye soranlara “bol Gaudi’li” diyesim var!
Her karenin başrolünde bu adam var.

Peki kim bu adam?

Antoni Gaudi (tam adıyla Antoni Plàcid Guillem Gaudí i Cornet),
Katalanların çıkardığı Picasso ve Dali gibi deli/dahi sanatçılardan birisi.
İspanya’da Yeni Sanat(Art Nouveau) akımının öncüsü.
Barselona’nın en ünlü mimari eserlerinin üreticisi.
Katalan modernizminin babası.
Çağının çok ötesinde işler yapan, döneminde anlaşılamamış olan bir mimar.
Çağdaşlarından farklı olarak alışılmış kuralların dışında çalışmalara imza atmış, dönemin bürokrasisi ve statükocu zihniyetiyle mücadele etmiş bir sanatçı.

              Delilikle dahilik çizgisi arasındaki bu mimarın çizgi dışı bir tarzı var. Egzotik, fantastik, büyüleyici.
Eserleri “Alice Harikalar Diyarında” kitabından çıkmış gibi.

Barcelona’daki masalsı yapıların hepsinde onun sihirli elleri var, her yerinde onun hayalgücünün izleri.
Gaudi’nin yapmadığı eserlerde bile ondan etkilenmiş mimarların etksiyle ruhu adeta bu şehre sinmiş; şehrin kent kimliğinin şekillenmesinde öncü olmuş.
Kimileri için Gaudi, Barcelona’nın başına gelmiş en güzel şey. Bu yüzden Barcelona deyince Gaudi, Gaudi deyince Barcelona gelir akıllara…
Eserlerinin her birini incelerken hayalgücünüz uçukluyor, ağzınız açık kalıyor, “Yok artık Gaudiciğim! Sen ne yapmışsın böyle?” dedirtiyor!

Peki bu hayranlık verici işlere imza atan adam, nasıl biriydi?
Bunun cevabı için Gaudi’nin çocukluğuna gidelim.

Continue reading

Hikaye Anlatıcılığı ve Hikayeleştirme Atölyeleri

 

Günümüzde önemi her alanda giderek artan “Hikaye Anlatıcılığı” insanlığın kullandığı en eski iletişim araçlarından biridir.

Hikayeler sadece bir iletişim aracı olarak değil aynı zamanda bir ikna ve eğitim aracı olarak da kullanılmaktadır. Holywood’un en ünlü senaristlerinden biri olan Robert McKee, “Beynimizin dili, öykü dilidir” der.

İnsanların ilgisini çekebilmek ve daha fazla kişiye ulaşabilmek için; iletişim, eğitim, reklam, pazarlama, sağlık, eğlence gibi bir çok alanda hikaye anlatıcılığından yararlanılmaktadır.

Hikayeler, kendimizi, başkalarını ve dünyayı anlama şeklimizdir. Amacınız her ne olursa olsun, (ister iletişim kurmak, ister kaynak yaratmak, ister yatırımcı bulmak, müşteri çekmek ya da ikna edici bir iş planı hazırlamak) insanları harekete geçiren inandırıcı bir hikaye anlatabilmeniz gerekmektedir.

Storytelling Academy olarak son 3 ayda gerçekleştirdiğimiz  farklı sektörlerdeki“Hikayeleştirme” konulu eğitimlerden birkaçı:

Continue reading

Keşifçi Kuyular

 

Bu Nisan ayının başında bir sosyal girişimcilik projesinin çalışma ziyareti için İtalya’daydık. Girişimcilikle ilgili merkezleri ziyaretten fırsat buldukça  kendimizi kentin tarihine şahit olmak için Cenova’nın sokaklarına attık.

Cenova, Denizci Kaşif #KristofColombus‘ un doğduğu yer olarak biliniyor. Biz de bu keşifçi adamın babasıyla birlikte yaşadığı müzeye çevrilen evini ziyaret ettik. Evin hemen yakınında sokağın başında sütunlarla çevrili asırlık kuyu dikkatimi çekti.

Bu kuyunun bir hikayesi var mı bilmiyorum, bulamadım. Ama çevresinde dolaşıp tarihi taşlarına dokunurken kendimi bir hikayenin içinde buldum.

Continue reading