Öğrenme Sohbetleri 3 |Yetenek Yetenek Dedikleri, Ne Ola Ki?

Bu röportaj ilk kez Ocak 2016’da http://www.ogrenmeyoldasi.com/ogrenme-sohbetleri-3-yetenek-yetenek-dedikleri-ne-ola-ki/ yayınlanmıştır. 

Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi, Psikolojik Danışman Yrd.Doç.Dr. Oktay Aydın ile yetenek meselesini enine boyuna konuştuk.

Oktay hocam sizin de ilgi alanlarınızdan biri olan şu sıralar çok konuşulan bir konu yetenek. Nedir bu yetenek yetenek dedikleri şey? Bir metaforla anlatacak olsaydınız nasıl tarif ederdiniz?

Yetenek aslında bizim herhangi bir şeyi yapabilme gücümüzü anlatıyor.  Bu anlamda bakıldığında yeteneği potansiyel güç olarak görebiliriz. Baktığımızda yeteneklerimizin bir çoğunu açığa bile çıkaramayabiliriz. Freud’un buzdağı örneğinden hareket edersek; aslında yetenek dediğimiz şey, o buzun hem suyun altındaki hem de üstündeki kısmı olarak değerlendirilebilir. Suyun altındaki kısmı da yetenektir. Beceri de suyun üstüne çıkmış kısmı gibidir.

Beceriden bahsetmişken. Mesela yetenek, zeka, beceri, ilgi dendiğinde terminolojik veya tanımsal olarak kavram karmaşaları yaşanıyor. Bunlar nasıl ayrılıyor birbirinden?

Şimdi sosyal bilimlerdeki kavramları ortaya koyduğunuz zaman hemen ilişkili diğer kavramlarla sınırlarını da çizmeniz gerekiyor. Bu her zaman da çok kolay olmuyor. Akıl, yetenek, ilgi, beceri bunlar hep birbirine karıştırılır. Yetenek aslında bizim herhangi bir şeyi yapabilme gücümüzü anlatıyor.  Beceri yeteneğin hayata geçmiş, eyleme ürüne dönüşmüş halidir. İlgi de bizim herhangi bir faaliyeti herhangi bir olaya duruma karşı duyduğumuz duygusal yakınlık düzeyi. Yetenek yapabilirliklerimiz; beceri yaptıklarımız; ilgiyi ise hoşlandıklarımız olarak özetleyebiliriz.

Yeteneği nasıl anlarız? Birine bakıp yetenekli olup olmadığına nasıl karar veririz? Continue reading

Öğrenme Sohbetleri 2 : Bir Öğrencinin Gözünden Eğitim Dünyası

Bu röportaj ilk kez Kasım 2015 http://www.ogrenmeyoldasi.com/ogrenme-sohbetleri-2-bir-ogrencinin-gozunden-egitim-dunyasi/ yayınlanmıştır.

“Eğitimi sadece okuldaki dersler olarak düşünmemek lazım. Sosyal ve kişilik gelişimi de bir o kadar önemsenmeli. Katı yaş sınırları olmamalı, herkesin gelişimi farklı olabiliyor! Hatta öğrencilerin de öğretmenlere bir şeyler öğretmeleri doğal karşılanmalı. Doğal olmalı. Meraka dayalı, isteyenler teknolojiyi de dahil ederek araştırmalar yapabilmeli.”

Bu sözler köpek davranışları üzerine araştırmalar yapan, piyano çalan, uygulama (app) tasarlayan 14 yaşında bir öğrenciye ait :Beyza Günsur

İlkokulu Türkiye’de okuyan ve şu an Almanya’da öğrenimine devam eden Beyza ile eğitim üzerine konuştuk.

 Merhaba Beyza, öncelikle bize biraz kendinden bahseder misin?

Tabii ki, benim adım Beyza Günsür, 14 yaşındayım. Almanya, Lübeck’te yaşıyorum ve Thomas-Mann-Gymnasium’da okuyorum. Genel anlamda kitap okumayı çok seviyorum, özellikle macera, bilim kurgu, polisiye ya da hayvanlarla ilgi kitapları çok seviyorum. Boş vakitlerimde Piyano çalıyorum çünkü okulumun orkestra grubunun piyanistiyim. Fenle ilgili her şey ilgimi çekiyor ama biyoloji özel ilgi alanım. Son bir yıldır köpek davranışları üzerinde araştırmalarım devam ediyor. Çizim yapmayı ya da yazılımla ilgilenmeyi de seviyorum. Şu an 3-4 kişilik bir ekip oluşturduk, okulumun MUN (model united nations) simülasyonu için bir uygulama (app) tasarlamak için görüşmelere başladık.

Almanya’da doğup Türkiye’de büyümüşsün. Şu anda da Almanya’da yaşıyor ve eğitimine devam ediyorsun. Türkiye’den Almanya’ya geçiş sürecinde neler yaşadın? Continue reading