Öğrenme Sohbetleri 2 : Bir Öğrencinin Gözünden Eğitim Dünyası

Bu röportaj ilk kez Kasım 2015 http://www.ogrenmeyoldasi.com/ogrenme-sohbetleri-2-bir-ogrencinin-gozunden-egitim-dunyasi/ yayınlanmıştır.

“Eğitimi sadece okuldaki dersler olarak düşünmemek lazım. Sosyal ve kişilik gelişimi de bir o kadar önemsenmeli. Katı yaş sınırları olmamalı, herkesin gelişimi farklı olabiliyor! Hatta öğrencilerin de öğretmenlere bir şeyler öğretmeleri doğal karşılanmalı. Doğal olmalı. Meraka dayalı, isteyenler teknolojiyi de dahil ederek araştırmalar yapabilmeli.”

Bu sözler köpek davranışları üzerine araştırmalar yapan, piyano çalan, uygulama (app) tasarlayan 14 yaşında bir öğrenciye ait :Beyza Günsur

İlkokulu Türkiye’de okuyan ve şu an Almanya’da öğrenimine devam eden Beyza ile eğitim üzerine konuştuk.

 Merhaba Beyza, öncelikle bize biraz kendinden bahseder misin?

Tabii ki, benim adım Beyza Günsür, 14 yaşındayım. Almanya, Lübeck’te yaşıyorum ve Thomas-Mann-Gymnasium’da okuyorum. Genel anlamda kitap okumayı çok seviyorum, özellikle macera, bilim kurgu, polisiye ya da hayvanlarla ilgi kitapları çok seviyorum. Boş vakitlerimde Piyano çalıyorum çünkü okulumun orkestra grubunun piyanistiyim. Fenle ilgili her şey ilgimi çekiyor ama biyoloji özel ilgi alanım. Son bir yıldır köpek davranışları üzerinde araştırmalarım devam ediyor. Çizim yapmayı ya da yazılımla ilgilenmeyi de seviyorum. Şu an 3-4 kişilik bir ekip oluşturduk, okulumun MUN (model united nations) simülasyonu için bir uygulama (app) tasarlamak için görüşmelere başladık.

Almanya’da doğup Türkiye’de büyümüşsün. Şu anda da Almanya’da yaşıyor ve eğitimine devam ediyorsun. Türkiye’den Almanya’ya geçiş sürecinde neler yaşadın? Continue reading

Almanya Öncesi Bir Yaşayarak Öğrenme Hikayesi

 

“Together We Learn, Together We Change” Eğitimi Öncesi

Hani bazı kişilere, kurumlara bir sempati beslersiniz ya, gönülden bir bağ hissedersiniz aranızda. Niye olduğunu tam olarak anlayamazsınız belki de.  İşte onlardan biri YAŞÖM benim hayatımda.

Gönülden destek verdiğim, etkinliklerini takip ettiğim, felsefe ve çalışmalarını takdir ettiğim, gitmesem de görmesem de o yer benim yerimmiş gibi hissettiğim YAŞÖM.

Kısmet bir gençlik projesine başvurup buradaki güzel insanlarla tanışmaktaymış.

Geç kalınmış ama güzel başlangıçlara vesile olan bir hikaye.

Hikayemiz nasıl mı başladı? Buyurun…

Hani benim vizem?

YAŞÖM’ün Akran Eğitimiyle ilgili eğitim proje başvurusunu gördüğümde, “ahh, bu tam benlik!” dedim. Geleceğini Ayarlama Enstitüsü’nde  yaptığımız şeylere çok uygun görünüyordu. Bir de YAŞÖM üzerinden başvurulduğunu görünce daha bir kanım ısındı.  

Hızlı çekim: Sonra olaylar hızla gelişti, seçildim, tanıştık, kaynaştık. Bir mail trafiği, belgeleri hazırlama, vize başvuruları, “ahh ya gidiyorum resmen” derkeeenn..

Bir Pazartesi günü öğle sıcağında pasaportumu ofisten almaya gittiğimde göremediğim manzara karşısında afalladım!

Pasaportun içinde vize damgası yoktu. Vize başvurum reddedilmişti. “Nasıl yani? Niye?” Ofis çalışanının söylediklerini ya duydum ya duymadım. İtiraz, dilekçe, almanca bilen birine çevirt, konsolosluk…

Continue reading