Şiir Soslu Sorunlar

Bir sorunla karşılaştığınızda ilk ne yaparsınız?

Yumruk atmak, bağırmak, 
içine kaçmak, küfretmek,
ağlamak, sinirden gülmek?

Herkesin kendine özgü sıradışı yöntemleri vardır eminim. 
Şimdi sizinle etkisi kanıtlanmış ilginç bir yöntem daha paylaşacağım.

Tarifimiz çok basit. Malzemelerimiz şöyle;

  • Kağıt
  • Kalem
  • 1 kaşık problem 

Kalemi kağıdı elimize alıyoruz.

Dijital bir dünyadayız Eda, hala neyin kalemi kağıdından bahsediyorsun? diyorsanız, 
Bakınız: kalem ve kağıt kullanmanın beyni nasıl etkilediğini gösteren araştırmalar.  

Kalemler kağıtlar tamamsa, sıra geldi problemimize. Onu da bir tavaya alıp şöyle güzelce yoğuruyoruz, pembeleşinceye kadar. Sonra kıvama gelen bu problemi bir kalem vasıtasıyla tatlı tatlı kağıda boşaltıyoruz. Bunu yaparken işin içine biraz da sihir katıyoruz. Problem eriyinceye kadar onu bir şiir, şarkı ya da hikayeye dönüştürüp karıştırıyoruz.

Pişti mi? Artık afiyetle yiyebilirsiniz. 
Sonrası mı? Zihinsel bir rahatlama. Hafiflik. Oh be dünya varmış hali.

Bu yöntemin kaynağı bilimsel bir çalışmaya dayanıyor. Araştırma California Üniversitesi’nde bir nörobilimci olan Dr. Matthew Lieberman’a ait.

Lieberman, duyguları kağıt üzerinde kelimelere (özellikle şiir, şarkı ya da hikaye) dönüştürmenin beynin “duyguları düzenlemesine” yardımcı olduğunu ve kaygı, korku ve üzüntü duygularını azalttığını söylüyor. 

Yapılan diğer araştırmalar da bunu kanıtlıyor. Kişisel deneyimler hakkında yazmanın insanı rahatlatan bir etkisi olduğu biliniyor, çünkü beynin duygusal kargaşaya bağlı kısımlarını engelliyor, aynı zamanda beynin kendini kontrol etme ile ilgili bölümünü de aktif hale getiriyor.

Bu araştırmanın üzerine geçenlerde bir arkadaşımla birlikte nehir kenarında yürürken, yolun kenarından gelen sesler dikkatimizi çekti.  Shakespeare Globe Tiyatrosu‘nun hemen köşesinde bir adam sandalyede oturmuş, önünde daktilosu, etrafında insanlar.

Bu adam kim, ne yapıyor burada? demeye kalmadı. Daktilosunu tek eliyle sağa kaydırıp, afili afili içinden kağıdı çıkarıp önünde duran kadına uzattı. Kadın da ona gönlünden kopanı. 

Şiir tezgahında insanların istediği konuda kişiye özel şiirler yazan bu şairi görünce merak ettim.

Acaba şairin bu yöntemden haberi var mıydı? 
Acaba başkalarının sorunları üzerine şiir yazarken kendisi de rahatlıyor muydu? 
Acaba insanlar bu şiirleri okuduğunda şifalanıyor muydu?

Kim bilir? Ah Sanat! Sen nelere kadirsin! 
Ars longa vita brevis.

Bundan sonra sorunlarımızı alıp şiire banalım mı?

Pardon bayım probleminiz neydi
Gelin bir şiire banalım. 
Ya da bir şarkı?
Ya da bir hikaye?

Londra 
2019 Şubat
 

Problems wıth Poetry Taste

What do you do first when you are faced with a problem?

Punching, shouting, 
Being speechless, swearing, 
Crying, nervous laughter?

I’m sure everyone has its own unique methods. Now I will share with you an interesting method that has proven to be effective.

Our recipe is very simple. Our ingredients are as follows;

  • 1 Paper 
  • 1 Pen 
  • 1 spoon of problem

First, pick up the a pen and a paper.

Eda! Paper and pen? We're in a digital world, what are you still talking about? If you think like that,please look at the studies showing how pen and paper affect the brain.

If the pens and papers are ready, now it is time to think about the problem. Take the problem to a pan and fry it until it turn into pink.

Then we pour down this problem on a  paper with a pen gently. While doing this, we add some magic to it. Until the problem melts, we make the problem turn into a poem, a song or a story.

Is it cooked? Now you can enjoy.  What’s next? Mental relaxation. Lightness. Enlightment

The source of this method is based on a scientific study. It is belonged to a neuroscientist called Matthew Lieberman from the University of California.

Lieberman says that putting feelings into words (especially poetry, songs or stories) on paper helps to “regulate emotions” in the brain and reduces feelings of anxiety, fear and sadness.

Other researches also prove this. Researchers claim the act of writing about personal experiences has a cathartic effect because it inhibits parts of the brain linked to emotional turmoil, and increases activity in the region to do with self-control.

Last week after I read about this research  I was walking on the riverside with a friend. We have heard some kind of sounds coming from the edge of the road caught our attention. A man sitting in a man’s chair in the corner of the Shakespeare Globe Theater, just in front of the typewriter, and suruonded with people.

Who is this guy, what is he doing here?  He shifted his typewriter to the right with one hand, took out the paper and held it out to the woman standing in front of him. And the woman paid what she wanted.

This research came to my mind again when I saw this poet who wrote poems specific to people and I wondered: 

Did the poet know about this method? 
Was he relieved as he was writing poetry on the problems of others? 
When people read these poems, they feel healing also?

Who knows? Oh Art! How fascinating you are!Ars longa vita brevis.

After this, should we take our troubles dip into the poems?

Excuse me, sir! What was your problem? 
Let’s make it a poem. 
Or a song? 
Or a story?

London 
February 2019

Klişeler Hep mi Klişe?

“Genellemeler genellikle yanıltıcı olur Şule” – Güneşin Oğlu filminden- 
Biz de insanoğlunu akıllı, düşünebilen bir varlık (!) bilirdik.

Fena halde kandırılmışız!

Meğerse insanlar düşünmez; beylik kalıplara göre hareket ederlermiş.

Sonuç çıkarmaz; kategorilere yerleştirirlermiş.

Hesap yapmaz; varsayarlarmış.

Çok çarpıcı!

Çok sarsıcı!

Sarkastik.

İnsanlar akıllarını peynir ekmekle mi yemişler sahi?

Bunun cevabından önce ufak bir egzersiz!

Continue reading

Memento Mori

 

İlle bağırmalı mı ardımızdan Romalı bir köle;

“Memento Mori” (Fani olduğunu hatırla) diye.

 

Koş, koş, koş

Hadi durma.

Daha hızlı, daha çok, daha ileri.

Koş, koş, koş.

Koş, yap, durma, çalış, ez, geç, yüksel!

Daha fazla, daha fazla, daha fazla….

Sakın durma sakın!

Geçerler seni, treni kaçırırsın sonra.

 

Sürekli bir yerlere koşuyoruz.

“Nasıl gidiyor?” diye sorduklarında:

“Koşuşturuyoruz” diye cevaplıyoruz.

Ama nereye?

Ama neden?

Çoğu zaman bilmeden.

Continue reading