Geleceğin Cahilleri mi, Bilgeleri mi?

Bu yazı ilk kez Ocak 2016’da http://www.ogrenmeyoldasi.com/gelecegin-cahilleri-mi-bilgeleri-mi/ yayınlanmıştır.

Çağımız değişim ve hız çağı. Yeni bir dönüşümün tam ortasındayız. Dünden bugüne, bugünden yarına geleceği şekillendirmeye çalışıyoruz.Yarının geleceği bugünün gençlerinin elinde. Peki ya bugünün gençliği nerede?

Bugünün gençliği kayboldu. Geleceği şekillendirecek olan kuşak, bugün test kitapları, dershane, okul, iş yaşamı arasında sıkışıp kaldı. Gençler ne olacaklarını bilmedikleri, okudukları bilgileri kullanamadıkları bir hayata atılıyorlar.

Sizi Geçmişte Başarılı Yapan Şey, Gelecekte de Yapacak mı?

2020 itibariyle 4. Endüstriyel Devrimi kapıda. 4. Endüstri Devrimi ile birlikte dünya endüstrisinin daha özel, daha karmaşık ve daha kaliteli bir üretim yöntemine geçeceği belirtiliyor. Daha önce üretilmesinin mümkün olmadığı düşünülen ürünlerin düşük maliyetlerle büyük bir hızla üretilip dünyanın başka köşelerindeki alıcıya hızla teslim edilmesini ifade ediyor.

Peki bu bize neyi gösteriyor? Continue reading

Öğrenme Sohbetleri 3 |Yetenek Yetenek Dedikleri, Ne Ola Ki?

Bu röportaj ilk kez Ocak 2016’da http://www.ogrenmeyoldasi.com/ogrenme-sohbetleri-3-yetenek-yetenek-dedikleri-ne-ola-ki/ yayınlanmıştır. 

Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi, Psikolojik Danışman Yrd.Doç.Dr. Oktay Aydın ile yetenek meselesini enine boyuna konuştuk.

Oktay hocam sizin de ilgi alanlarınızdan biri olan şu sıralar çok konuşulan bir konu yetenek. Nedir bu yetenek yetenek dedikleri şey? Bir metaforla anlatacak olsaydınız nasıl tarif ederdiniz?

Yetenek aslında bizim herhangi bir şeyi yapabilme gücümüzü anlatıyor.  Bu anlamda bakıldığında yeteneği potansiyel güç olarak görebiliriz. Baktığımızda yeteneklerimizin bir çoğunu açığa bile çıkaramayabiliriz. Freud’un buzdağı örneğinden hareket edersek; aslında yetenek dediğimiz şey, o buzun hem suyun altındaki hem de üstündeki kısmı olarak değerlendirilebilir. Suyun altındaki kısmı da yetenektir. Beceri de suyun üstüne çıkmış kısmı gibidir.

Beceriden bahsetmişken. Mesela yetenek, zeka, beceri, ilgi dendiğinde terminolojik veya tanımsal olarak kavram karmaşaları yaşanıyor. Bunlar nasıl ayrılıyor birbirinden?

Şimdi sosyal bilimlerdeki kavramları ortaya koyduğunuz zaman hemen ilişkili diğer kavramlarla sınırlarını da çizmeniz gerekiyor. Bu her zaman da çok kolay olmuyor. Akıl, yetenek, ilgi, beceri bunlar hep birbirine karıştırılır. Yetenek aslında bizim herhangi bir şeyi yapabilme gücümüzü anlatıyor.  Beceri yeteneğin hayata geçmiş, eyleme ürüne dönüşmüş halidir. İlgi de bizim herhangi bir faaliyeti herhangi bir olaya duruma karşı duyduğumuz duygusal yakınlık düzeyi. Yetenek yapabilirliklerimiz; beceri yaptıklarımız; ilgiyi ise hoşlandıklarımız olarak özetleyebiliriz.

Yeteneği nasıl anlarız? Birine bakıp yetenekli olup olmadığına nasıl karar veririz? Continue reading

Öğrenme Sohbetleri 2 : Bir Öğrencinin Gözünden Eğitim Dünyası

Bu röportaj ilk kez Kasım 2015 http://www.ogrenmeyoldasi.com/ogrenme-sohbetleri-2-bir-ogrencinin-gozunden-egitim-dunyasi/ yayınlanmıştır.

“Eğitimi sadece okuldaki dersler olarak düşünmemek lazım. Sosyal ve kişilik gelişimi de bir o kadar önemsenmeli. Katı yaş sınırları olmamalı, herkesin gelişimi farklı olabiliyor! Hatta öğrencilerin de öğretmenlere bir şeyler öğretmeleri doğal karşılanmalı. Doğal olmalı. Meraka dayalı, isteyenler teknolojiyi de dahil ederek araştırmalar yapabilmeli.”

Bu sözler köpek davranışları üzerine araştırmalar yapan, piyano çalan, uygulama (app) tasarlayan 14 yaşında bir öğrenciye ait :Beyza Günsur

İlkokulu Türkiye’de okuyan ve şu an Almanya’da öğrenimine devam eden Beyza ile eğitim üzerine konuştuk.

 Merhaba Beyza, öncelikle bize biraz kendinden bahseder misin?

Tabii ki, benim adım Beyza Günsür, 14 yaşındayım. Almanya, Lübeck’te yaşıyorum ve Thomas-Mann-Gymnasium’da okuyorum. Genel anlamda kitap okumayı çok seviyorum, özellikle macera, bilim kurgu, polisiye ya da hayvanlarla ilgi kitapları çok seviyorum. Boş vakitlerimde Piyano çalıyorum çünkü okulumun orkestra grubunun piyanistiyim. Fenle ilgili her şey ilgimi çekiyor ama biyoloji özel ilgi alanım. Son bir yıldır köpek davranışları üzerinde araştırmalarım devam ediyor. Çizim yapmayı ya da yazılımla ilgilenmeyi de seviyorum. Şu an 3-4 kişilik bir ekip oluşturduk, okulumun MUN (model united nations) simülasyonu için bir uygulama (app) tasarlamak için görüşmelere başladık.

Almanya’da doğup Türkiye’de büyümüşsün. Şu anda da Almanya’da yaşıyor ve eğitimine devam ediyorsun. Türkiye’den Almanya’ya geçiş sürecinde neler yaşadın? Continue reading

Öğrenme Sohbetleri 1 : Üniversiteler Kağıt Helva Gibi!

Bu röportaj ilk kez Ekim 2015’te http://www.ogrenmeyoldasi.com/egitim-sohbetleri-1-universiteler-kagit-helva-gibi/ yayınlanmıştır.

Üniversiteler Kağıt Helva Gibi!

“Biraz Uçarı, Biraz Haşarı, Bolca Neşeli, Biraz Evliya Çelebi, Biraz Meddah,Biraz Koç, Biraz Sürpriz, Biraz Eğitmen, Biraz Danışman ama en çok İnsan.”

Geçtiğimiz hafta “Öğrenme Çemberleri”nin konuğu olan Erim Hısım böyle tanıtıyor kendini. Öğretim üyeliğinin yanı sıra büyük firmalara danışmanlık yapıyor, eğitimler veriyor, kitap ve makaleler yayınlıyor. Başta Anadolu’dakiler olmak üzere tüm Türkiye’deki üniversiteleri yıl boyunca dolaşarak gençlere seminer ve konferanslar veriyor.

Samimi, sıradışı, eğlenceli, gençlerin çok sevdiği Erim hocayla eğitim ve gençlik üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

“Eğer sevdiğiniz işi yapıyorsanız, hayat boyu çalışmak zorunda kalmazsınız.”

Erim hocam sizi çoğu kişi tanıyor ama tanımayanlar da olabilir. Özellikle iş ve akademi dünyasında tanınan birisiniz. Erim hocayı nasıl bilirler?

Hazırcevap bilirler. Samimi bilirler, sıcak olduğumu düşünüyorum. Herkes sevmez. İnsanların duymaktan hoşlandıkları şeyleri biliyorum ama söylemiyorum. İnanmadığım şeyleri yaptıramazlar bana. O zaman da bazıları benden hoşlanmaz. Ukala bilirler. Egom var. Egomu umarım kullanmayı ve dengelemeyi başarabiliyorumdur. Egon yoksa bizim iş yapılamaz. 5000 kişinin karşısında çıkıp bir şey anlatmak tevazuyla çok kolay olmaz. Onu da içerecek egon, tabi bunu dengelemek lazım. Becerdiğimi iddia edersem söylediğimle çelişirim, umarım becerebiliyorumdur.

Web sitenizin anasayfasında: “Eğer sevdiğiniz işi yapıyorsanız, hayat boyu çalışmak zorunda kalmazsınız.” yazıyor. Bu sizin için ne ifade ediyor? Bir insan sevdiği işi nasıl bulabilir? Continue reading

Cevher Ustası Öğretmen: Cevherden Mücevhere

Vakti zamanında bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip:

“Oğlum” der, Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da sarrafa göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.”

Öğrenci elindeki nesne ile esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu kaça alırsınız?” diye sorar.

Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: “Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın” der.

İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur. Üçüncü defa bir semerciye gider: Semerci nesneye şöyle bir bakar, “Bu” der “benim semerlere iyi süs olur. Bundan kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.”

En son olarak bir sarrafa gider. Sarraf, öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar.

“Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen sorar: “Buna kaç lira istiyorsun?”

Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?”

“Ne istiyorsan veririm.”

Öğrenci, “Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:

“Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.”

Öğrenci bunun satılık olmadığını anlatarak sarraftan çıkar. Kafası karmakarışıktır. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler.

Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.

Bilge sorar: “Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?

Öğrenci: “Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık” diye cevap verir.

Bilge hoca şöyle der:

“Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve onun değerini fark eden sarraflar yanında kıymetlidir.”

Continue reading

EĞİTİM SİSTEMİNE 1 DOZ PASİ-FİN ETKİSİ: Finlandiya

Bu yazı ilk kez Şubat 2015’te http://www.ogrenmeyoldasi.com/egitim-sistemine-1-doz-pasi-fin-etkisi yayınlanmıştır. 

Fin Eğitim Sisteminden Öğrenilecekler 

  1.Bölüm
SAHNE 1

Ekrana büyük puntolar ve ses efektleriyle şu cümleler yansır:

“Sadece ölü balıklar akıntıyla aynı yönde yüzer. Akıntıyla yüzüyorsanız ölmüşşünüz demektir.”                  
Finli bir Babaanne

 

Sahneye uzun boylu, geniş omuzlu, gözlüklü bir adam çıkar.

Bu Finli babaannenin torunu Pasi Sahlberg’ten başkası değildir.

Köşede “Bir Eğitim Mucizesi Finlandiya” başlıklı bir yazı asılı durmaktadır.

Ana kahramanımız Pasi, bu köşenin önüne geçer ve şöyle der:

Biz Finlandiyalılar akıntının tersine yüzeriz ve mucizelere inanmayız.”

 

Bir Eğitim Mucizesi mi?

Continue reading

GELECEK NESLE GELECEĞİN DİLİNİ ÖĞRETİYORLAR: CODERDOJO

Startup’ları yatırımcılar ve mentorlar ile bir araya getirmeyi hedefleyen Stage-Co platformu bünyesinde çocuklara ve gençlere kod yazmayı öğreten gönüllü CoderDojo hareketinin Türkiye ayağını başlatan Neşen Yücel ve Patrick Bosteels ile konuştuk.

Continue reading